NEFES

Home » Genel » NEFES

“Nefes, en büyük mutluluğun kaynağı olan en küçük şey.” der Nietzsche. Doğrudur dediği. Nefes almak hayatta kalmaktır. Hayatta kalmak bizler için önemini kaybetmedikçe hatırlamadığımız en büyük mutluluğumuzun başlangıcıdır. Yaşamımızı dolduran diğer güzel şeylere sahip olmadıkça tam manasıyla mutlu saymayız kendimizi. Evet, hayat sadece nefes almaktan ibaret değildir. Ama nefes alamadıkça diğer güzel şeyler hiç gerçekleşmez. O yüzden günümüzün en azından bir bölümünde aldığımız nefese odaklanmalı ve ne kadar şanslı olduğumuzun farkına varmalıyız.
Nefes almak ve vermek büyük bir başarıdır aslında. Doğru bir şekilde yapılmadığında bize zararı bile dokunur. O yüzden ilk önce doğru nefes nasıl alınır ve verilir buna bakalım.
Doğru Nefes Alma ve Verme
Bebekliğimizde doğru nefes alabilme kabiliyetimiz varken büyüdükçe bunu unutan bir beden yapımız var. Hayal edin, küçüksünüz ve arkadaşlarınızla saklambaç oynuyorsunuz. Bir kapının arkasına saklandınız. Sizi bulamayacağını düşünüyorsunuz bu yüzden sakinsiniz. Ama o da ne! Ebe kapının tam önünde duruyor. Nefesler tutuldu, korku ve endişe seviyeniz artmaya başladı. Arada kesik kesik nefesler almaya başlasanız da olması gereken doğrulukta değil. Ebe sizi bulana kadar bu böyle devam eder değil mi? Ne zaman ki sizi bulur siz de o zaman bırakırsınız bu nefes tutma ve kesik kesik alma durumunu. Büyüdükçe daha da artar bu durum. Çünkü daha zor durumlarla karşılaşırız. Bu da bizim kısıtlı nefes alma alışkanlığını öğrenmemize ve uygulamamıza sebep olur.
Öncelikle nefes kesinlikle burundan alınmalı bu konuda herkes hemfikir. Eğer ağızdan alınırsa birçok rahatsızlıkla ve zararla karşılaşırız. Ama iş vermeye gelince orada kafalar karışıyor. Kimi uzamanlar burundan verilmeli diyorken kimileri de ağızdan verilmeli diyor. Örnek vermek gerekirse diksiyon derslerinde kullanılan diyafram nefesi için burundan alınmalı ve ağızdan verilmeli deniliyor. Bunun sebebi olarak da burundan alınan nefesi burundan verirken daha az nefes çıkışı olduğu ama ağızdan verildiğinde daha fazla nefes çıkışı görüldüğü öne sürülüyor. Bunu istediğiniz yerde siz de deneyebilirsiniz. Elinizi burnunuzun ve ağzınızın önünde tutun ve ikisini de deneyin. Ağızdan çıkan nefesin daha fazla olduğunu fark edeceksiniz.
Ama kimi uzmanlara göre ise burundan alınan nefes burundan verilmeli. Yoga ve meditasyonla uğraşanlar çoğunlukla bu yöntemi kullanır. Sebep olarak da her organ kendi çalışma prensibine göre kullanılmalı. Ağız tat alınırken burun ise koklarken ve nefes alınıp verilirken kullanılmalıdır deniliyor.
Burun nefesi ve ağız nefesinin (ağızdan alınıp ağızdan verilen nefes türü) bize olan etkileri ve arasındaki farklar nelerdir bir de onlara bakalım;
• Ağzımızdan aldığımızda nefes filtresiz bir şekilde ciğerlerimize iner ve havada bulunan partiküller ve mikroplar da onunla beraber vücudumuzda yerini alır. Burnumuzdan aldığımızda ise filtrelenir ve bu gibi durumlarla karşılaşmayız. Burundan alındığında solunan hava ısınır ve nemlenir. Sabit bir kaliteli havaya sahip oluruz.
• Burnumuzdan nefes alıp verirken ağzımızdakinden 150 kat daha fazla enerji harcarız. Yani bu da demek oluyor ki burun nefesi metabolizmamızı hızlandırır.
• Burnumuzdan nefes aldığmızda burun kıllarının titreşimiyle nitrik oksit molekülü salgılanır. Bu molekül hücreler arası haberleşmede büyük bir rol oynar. Kanın damarlar arasında kolay bir şekilde akmasını ve tüm organları doğru bir şekilde dolaşmasını sağlar. Bu sayede beyin kanaması ve kalp krizi riski düşer. Burun tıkanıklığının açılmasını kolaylaştırır. Grip olduğumuzda burnumuz tıkanır ve ağızdan nefes alıp vermeye başlarız. Ağız nefesi süresince nitrik oksit molekülü oluşması azalır ve bu yüzden tıkanıklık daha da artar.
• Burun nefesi yüksek tansiyonu dengeler, stres seviyesinin azalmasını ve gevşememizi sağlar.
• Ağızdan alınıp verilen nefeste çene açık, kafa öne doğru eğiktir. Özellikle Amerika ve İngiltere’de diş hekimleri ağız nefesinin oluşturduğu bozulmalar ile ilgili tedavi metotları oluşturmaya çalışıyor.
İşte bunlar burun ve ağız nefesinin birkaç farklılığı. Hangisinin daha doğru olduğu apaçık ortadadır. Bence herkes ağız nefesini hayatından uzaklaştırmaya başlamalı ve doğru nefesi hayatına almalıdır.
Nefes bir de bazı psikolojik hastalıkların tedavisinde kullanılmaktadır. Duymuşsunuz veya görmüşsünüzdür. Oturuyorsunuz ve yakınınızda bulunan biri hiçbir şey yokken hızlı hızlı ve yüzeysel nefesler alıp vermeye başladı. Soğuk soğuk terleme, kalp çarpıntısı, bacaklarda titreme, göz kararması gibi birçok belirtiyi de gösteriyor. Büyük ihtimalle kendisi tam da şu an bir panik atak geçiriyor. Etrafındaki kişiler ona telkinde bulunuyor ve “Derin nefes al ve yavaşça vermeye çalış. Odağın nefesine sabitlensin. Bu, sana iyi gelecektir.” diyor.
Panik atak, anksiyete ve depresyon gibi bazı psikolojik hastalıkların tedavisinde diğer tedavi türlerinin yanında nefes egzersizleri ve nefes terapisi de tercih edilmektedir. Kişi bunlar sayesinde gevşer ve duyguları onu uyaramadığı için panik atak sonlanır.
İşte! Nefesin bize sağladığı birçok yararı sizlere sundum. Nefes bu hayatta bizlere sunulmuş büyük bir nimet. Onu doğru kullanmasını bilirsek eğer kazançlı çıkan bizler oluruz. Böylelikle de hayatımız daha da kolaylaşır ve güzelleşir. Bizler de iyi hislerin kollarına kendimizi atabiliriz.
Nefesle kalın.

Posted on
Bu sitedeki bilgiler tavsiye niteliğinde olup tedavi amaçlı değildir. Uygulamaların sorumluluğu site sahibine ait değildir. Sağlık sorunlarınız için mutlaka bir hekime danışınız.Hekime gitmeden ve teşhis koydurmadan şikayetiniz ne olursa olsun, buradaki bilgiler ile kendi kendinizi tedavi etmeye kalkışmayınız. Buradaki bilgilerin kesinlikle bir hastalığı teşhis amacı yoktur. Sadece bilgilendirme amaçlı paylaşılmış yazılardır.